Haber Detayı
18 Temmuz 2014 - Cuma 10:29
 
SAFRA KESESİ TAŞLARI VE AMELİYATI
Sağlık Haberi


Genel Cerrahi Uzm. Op. Dr. Adem Topaloğlu Safra Kesesi Taşları ve Ameliyatı Özel Tekirdağ Yaşam Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Adem Topaloğlu, safra kesesi taşları ve ameliyatla tedavi yöntemi hakkında bilgi verdi. Safra kesesi ameliyatının son teknolojik alet ve cihazlarla yapılan bir ameliyat olduğunu ifade eden Topaloğlu, 20 dk. ile 1 saat arasında süren ameliyatların ardından, hastaların 1 gün gözetim altında tutulduğunu ve ayakta taburcu olduklarını belirtti.    Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Adem Topaloğlu, safra kesesi taşları ve ameliyatlarına ilişkin bilgiler vererek, sıkça karşılaştıkları soruları yanıtladı.    Safra kesesi, ana safra kanalının yanında bir kesedir. Ortalama 7-10 cm uzunluğunda, 30-50 ml. safra içerecek büyüklükte bir organdır. Ancak tıkandığında bunun üzerinde bir büyüklüğe ulaşabilir. Safra kesesinin alınması vücutta bir eksikliğe de yol açar mı? Evet, ama tabii ki ancak bir hastalık varsa ve bir soruna neden oluyorsa alınmasında bir sakınca yoktur. Yoksa durup dururken bazı organlar çalışmıyor diye vücuttan alınmaz. Vücudumuzda safra kesesi gibi başka organlar da vardır; örneğin appendiks. Safra kesesi taşları nasıl oluşur? Safra, karmaşık bir kimyasal yapıdır ve içinde onlarca madde vardır. Özellikle kolesterol, lesitin ve safra tuzlarının belli bir oranda olması lazımdır ki içindeki bu kimyasal karışım sıvı halde bulunsun. Eğer lesitin, kolesterol ve safra tuzlarının arasındaki oranlar değişirse sıvı, katı hale geçer. Normal safra yollarından akan safrada böyle bir şey olmaz çünkü durağan bir yapısı yoktur. Ama safra kesesinde göllenen safrada bu oran bozulduğu zaman küçük küçük çökeltiler oluşmaya başlar. Bunlar zaman içerisinde büyür ve taşları oluşturur. Safra taşlarının görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Safra kesesi taşları çoğunlukla karın ağrısı, bulantı ve kusmayla belirti verir. Safra kesesi taşının tek tedavi yöntemi taşın olduğu safra kesesinin ameliyatla çıkarılmasıdır. Safra taşlarının çeşitleri var mıdır? Evet, safra taşlarının hepsi aynı tip değildir. Yetişkinlerde kolesterol taşları, çocuk ve gençlerde  pigment taşları sık görülür. Bu taşlar gün geçtikçe büyür ve üzerindeki çökeltiler ya da safranın içinde katı hale geçiş artar. Küçük halde başlayıp zaman içerisinde gittikçe büyürler. Bazen de bir tane büyük değil, birkaç parça halinde olur. Hatta küçük küçük yüzlerce taş bile oluşabilir. Safra kesesi taşı oluşumu yaygın mıdır? Çok yaygındır. Yaşla birlikte sıklığı artmaktadır. Bütün ölümlere bakıldığında, yüzde 11-36'sında safra kesesi taşına rastlanır. Obezite, gebelik, Crohn hastalığı gibi durumlar taş gelişimini artırmaktadır. Özellikle kırmızı kan kürelerinin dönüşüm hızının yüksek olduğu kan hastalığı olan kişilerde daha sık görülür. Kadınlarda, erkeklere oranla üç kat daha fazla rastlanır. Neden kadınlarda daha sık görülür? Muhtemelen hormonlardan kaynaklanmaktadır ama kesin olarak bilinen bir nedeni yoktur.   Safra kesesi taşı oluşumunun beslenme alışkanlığı ya da yaşam biçimiyle bir ilgisi var mıdır? Muhtemelen vardır ama maalesef bunu önleyecek somut bir beslenme önerimiz yok. Yani şunu yerseniz ya da yemezseniz safra kesesi taşı oluşumunun önüne geçebilirsiniz diyemeyiz. Birebir neden sonuç ilişkisi bulamayız ama muhtemelen genetik ve metabolik bir takım ilişkiler vardır. Mesela bazı insanların kolesterolü yüksektir ve kolesterolün yüksek olmasının nedeni çoğu zaman genetik yapıdan kaynaklanır. Burada da bir takım ilişkiler muhtemelen vardır. Ama kilolu insanlarda görülme olasılığının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Aynı şekilde yaşam tarzıyla da safra kesesi taşı oluşumunun bir ilgisi yoktur. Özet olarak safra kesesi taşı oluşumunu dış etkenlerle engellemenin bir yolu yoktur. Dolayısıyla önüne geçmek de mümkün değildir. Safra kesesi taşının belirtileri nelerdir? Safra kesesinde oluşmuş olan taşların bir kısmı hiç belirti vermez. Belirti verenlerde en önemli işaret ise ağrıdır. Ağrı karnın sağ üst tarafında, genellikle şiddetli bir şekilde birkaç saat sürer. Bazen sırta, sağ omuza vurur. Genellikle ani başlar. Yemeklerle ilişkisi vardır ve sıklıkla yemek sonrası ortaya çıkar. Sıklıkla bulantı ve kusma olur. Bu şikayetler kendi kendine ya da ilaç tedavisiyle geçebilir. Ağrı 24 saati geçerse tıkanmanın kalıcı olduğunu düşünmek gerekir. Yani belirtilerden birisi, safra kesesindeki taşın bir yeri tıkayarak geçip gitmesidir. Geçmeyen ağrı, taşın safra kesesinin giriş kanalını tıkadığı anlamına gelebilir. Taş, safra kesesi kanalını tıkarsa o zaman akut kolesistit hastalığı ortaya çıkar. Bu hastalığın yüzde 95’i safra kesesi taşına bağlıdır. Çok daha düşük oranda tümörlere de bağlı olabilir. Bu hastalar genellikle geçici ağrı atakları geçirmişlerdir. Bu durumda; karnın sağ üst tarafında, orta ya da daha şiddetli kalıcı bir ağrı vardır. Bu ağrı muayenelerde de kendini belli eder. Anlaşılması çok kolaydır. Bazen ağrı dışında hastanın hafif ateşi, iştahsızlığı, bulantı ve kusması da vardır. Hasta hareket ettikçe ağrı artar ve zaman içerisinde şiddetlenir. Başka belirtileri var mıdır? Safra kesesi taşının bir başka belirtisi sarılıktır. Safra kesesi taşına bağlı olarak görülen sarılık, genellikle taşın safra kesesinden düşüp ana safra yolunu tıkamasına bağlı olarak, karaciğerden çıkan safranın bağırsağa ulaşamaması ve kanda birikmesi nedeniyle olur. Bunu anlamak çok zor değildir. Tanısı kolayca konur. Genellikle ağrı da eşlik eder bu sarılık türüne. Sarılık, taşın o bölgeyi tıkamasından birkaç gün sonra ortaya çıkar. Bir de safra kesesinde taşı olan kişilerin yemeklerle ilişkili nedeni belirlenemeyen şikayetleri vardır. Bu hastalarda karında gaz, yemekten sonra rahatsızlık, hafif bulantı, yemek dokunması, karında şişlik gibi çok spesifik olmayan şikayetler de sıkça görülür. Safra kesesi taşının yol açtığı tıkanma başka hangi hastalıklara yol açar? Safra kesesi ve yollarında bulunan taşlar mikropların tutunması ve üremesi için uygun yapılardır. Bu nedenle taşı olan hastaların büyük bir kısmının safrası mikrop barındırmaktadır. Normal safra akışı sürerken bu durum genellikle sorun yaratmaz ancak taş tıkanmaya neden olursa bu mikroplar safra yolları iltihabına neden olabilir. Yani tıkanmakla kalmaz, mevcut olan mikrop yükü ve ayrıca kan yoluyla gelen mikroplar safra yolları iltihabı oluşturur. Bu durumu kolanjit olarak adlandırıyoruz. Kolanjit bazen çok ağır tablolara kadar gider. Kanda mikrop üremesine dahi neden olabilir. Acil bir girişimi ve bazen de ameliyatı gerektirebilir. Belirti vermeyen safra kesesi taşlarının tanısı nasıl konulur? Bu tür taşların varlığı genellikle tesadüfen, ultrasonografi ile ortaya çıkar. Hiçbir şikayete yol açmayan bu taşların alınması gerekir mi? Bu çok önemli bir sorun. Bunu hastayla tartışmak gerekir. Sessiz safra kesesi taşlarının yüksek bir ihtimal ile ciddi sorunlara yol açtığı konusunda bilgi henüz yok fakat bu konuda farklı görüşler var. Bunların sorun çıkarma riski birkaç çalışmaya göre yaklaşık yılda yüzde 2. Yani hasta, "Hiçbir şikayetim yok. O yüzden şimdilik orada kalabilirler. Sorun çıkartırsa aldırırım" diyerek ileride oluşabilecek rahatsızlıkların riskini göze alabilir. Bu, bugün için doğru olarak kabul edilebilen tıbbi yaklaşımlardan birisidir. Bir diğer seçenek de taşın, uygunsuz bir zamanda ciddi bir sorun çıkartabileceği varsayılarak daha agresif davranılması ve şikayete neden olmasa dahi ameliyatın gerçekleştirilmesidir. Bugün için ikisi de doğru bir yaklaşımdır ama özellikle genç insanlarda cerrahi tedavinin biraz daha ön plana çıkması gerekir diye düşünüyorum. Burada en önemli nokta, bu bilgi ve risklerin hastayla paylaşılması ve kararın ortak olarak verilmesi yani karar verme süreçlerine hastanın da katılımının sağlanmasıdır. Tedavi yöntemleri nelerdir? Safra kesesi taşının tek tedavi yöntemi taşın olduğu safra kesesinin ameliyatla çıkarılmasıdır. Geçmişte ilaçla eritilmesi, böbrek taşlarına benzer bir takım aletlerle taşların kırılması gibi yöntemlerle tedavi edilmesi denenmiştir ama bunların işe yaramadığı da anlaşılmıştır çünkü sorun oradaki taşların yok edilmesi değildir. Eğer ana mekanizma ortadan kaldırılmazsa taşlar yeniden oluşur. Örneğin, ilaç tedavisiyle taşları eritebilirsiniz ki bu zahmetli bir yöntemdir, ama birkaç hafta sonra aynı yerde yeniden taş oluşur. Taşları kırdığınız zaman da aynı şey geçerlidir. Hatta kırılan taşlar daha büyük sorunlara yol açtığı için bu yöntem artık hiç uygulanmıyor. Onun için bu taşların ana safra kanallarında değil de, durağan safranın bulunduğu safra kesesinde ortaya çıktığını düşünürsek tedavi, taşların oluştuğu yeri ortadan kaldırmak olmalıdır. Ek bir sorun varsa, örneğin taş, ana safra kanalının alt ucunu tıkadıysa o zaman tabii ki ek başka tedaviler de uygulamak gerekir. Taşın çıkarılmayarak uzun süre ihmal edilmesi kansere yol açar mı? O tartışma hep vardır ama bugün hala elimizde safra kesesi kanserlerinin taştan dolayı oluştuğuna dair bir kanıt yoktur. Şöyle ilginç bir gözlem var ki; safra kesesi kanseri olan hastaların yüzde 90'ında safra kesesinde taş birlikte görülebiliyor ama bir hastanın safra kesesinde taş olduğu için kansere yakalandığı konusunda kesin bir bilgi yok. Safra kesesi kanseri nadir görülür. Kötü tarafı, çok somut belirti vermez ve bu nedenle atlanma riski oldukça yüksektir. Tedavileri de kolay değildir. Kötü seyirli bir kanser türüdür. Gebelik döneminde oluştuğunda da hasta ameliyat edilebilir mi? Gebelik döneminde, safra kesesindeki taş tesadüfen saptandıysa bu dönemde herhangi bir müdahalede bulunmamak gerekir. Bir komplikasyona neden olduysa gebelikten bağımsız olarak gebelik devam ederken de tedavi edilmelidir. Bu ameliyat, gebeliğin son döneminde dahi olsa gerçekleştirilebilir. Her safra kesesi taşı ameliyat edilir mi? Her safra kesesi taşı ameliyat edilmek zorunda değildir. Sessiz safra kesesi taşları, yani hiç şikayete neden olmayanlar eğer hastanın da tercihi oysa ve riski göze alabiliyorsa ameliyat edilmeyebilir. İzlenebilir ve bir sorun çıktığında ameliyat edilebilir. Safra kesesi taşı çocuklarda görülebiliyor mu? Evet, düşük oranda da olsa küçük çocuklarda dahi görülebilir. Ama bunların altında sıklıkla anatomik bozukluk ya da bir kan hastalığı vardır. Onlar da, yetişkinler gibi ameliyat edilmelidir. Safra kesesi taşı oluşumunda genetiğin etkisi var mıdır? Safra kesesi taşının oluşumunda genetiğin doğrudan bir etkisi yoktur. Ama az önce de söylediğim gibi safra kesesi taşı oluşumunda kan hastalıklarının etkisi vardır. Kan hastalıklarının pek çoğu da genetiktir. Bu hastalıklar çoğunlukla belirti göstermez, hatta bir kısmına çok az tanı konulabilmektedir. Dolayısıyla sessiz kan hastalıkları olan ailelerde safra kesesi taşı oluşma olasılığı da artar. Günümüzde ameliyatlar daha çok laparoskopik yöntemlerle mi gerçekleştiriliyor? Evet, günümüzde altın standart, laparoskopi olarak kabul edilmektedir. Başka türlü bir ameliyat yapılması bugünkü bilgilerimiz içerisinde doğru değildir. Bazen hastalar açık ameliyatın daha güvenli olup olmadığını sorarlar. Aksine, laparoskopik yöntem çok daha güvenlidir. Ameliyatın herhangi bir riski var mı? Safra kesesi ameliyatlarının komplikasyonları çok nadir oluşur. Safra kesesi  ve safra yolları en çok yapısal anomali olabilen organlardan biridir. Kanama olabilir, ana safra yolları zedelenebilir, safra kaçakları oluşabilir. Bazen ikinci bir ameliyat da gerektirebilir. Bu komplikasyonlar günümüzde çok nadir olmaktadır.    
Kaynak: Editör:
 
Etiketler:
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Arşiv
Haber Yazılımı