Haber Detayı
24 Şubat 2019 - Pazar 13:41
 
ŞERİF BAYSALAN İLE YAPILAN RÖPORTAJ
Araştırmacı, yazar, tiyatrocu, gözlemci – analist ve Trakya’nın duayen gazetecilerinden Şerif Baysalan ile röportaj yaptık. Halen ortaya çıkarılmayan Hayrabolu Köprüsü ile ilgili mücadelesi taa Amerikalı yerli kabilelere kadar ulaştı. Gazetecilik mesleğinde 50. Yılını deviren, 13 kitap yazan ve hakkında “Kasabanın Şerifi” diye kitap yazılan Şerif Baysalan, abone ve reklam işine bulaşan gazetecinin özgür davranamayacağını söyledi.
Gündem Haberi


Röportaj: İzzet MEDE

Şerif Baysalan, 1947 yılında Hayrabolu'da dünyaya gelmiş, kendi deyimiyle "Alaylı bir yerel gazeteci." Geçtiğimiz günlerde meslek yaşamının 50. yılını doldurdu, aynı enerji ve heyecanla mesleğine devam ediyor. Bu güne kadar hakkında onlarca haber, makale yazılmış, röportajlar yapılmış; hatta onu anlatan "Kasabanın Şerifi" adlı bir de kitap yayınlanmış olmasına rağmen, onunla ilgili bir çok konunun hala bilinmemesinden hareketle kendisiyle bir röportaj yapmak istediğimde, "Sen geç kaldın bugüne kadar yazılanlar yazıldı, tekrar edip geyik mi yapacaksın" demesine rağmen, 1989 – 1991 yıllarında aynı gazetede birlikte çalıştığımız Baysalan bizi kırmadı. TRAKYA BÖLGE gazetesi için yaptığımız röportajı www.trakyaolay.comda da yayınlıyoruz.

O SADECE GAZETECİ DEĞİL...

Şerif Baysalan aslında sadece bir gazeteci değil; o bir tiyatrocu, siyasetçi, dernekçi, araştırmacı, yazar, çevreci ve iyi bir gözlemci-analist... Hayrabolu'da 15 yıl kesintisiz tiyatro çalışması yaparken, "Aslıyok Yaylasında Yokova Çiftliği" ile "Tali ve Muti Beyler" adında iki tiyatro oyunu yazıp, sahnelemiş, siyasi eleştiri türünde olan oyunlarından "Tali ve Muti Beyler"i 1980 askeri darbesi günlerinde sahneye koyduğunda işgüzar bir emniyet mensubunun oyunla ilgili rapor tutması nedeniyle savcılıkta ifadeye çağrılarak sorgulandı; ancak hakkında dava açılmaya gerek görülmedi...

Şerif Baysalan 1971'de Hayrabolu'da CHP Gençlik Kolunu kurarak siyasetle ilgilenmeye başladı, 1977 yılında Hayrabolu Belediye Meclis üyeliğine seçildi. İkinci meclis üyeliği görevini de 1984-89 yılları arasında yaptı. Meclis üyelikleri sırasında meclis oturumlarında yaptığı muhalefet ve alınan bazı meclis kararlarına karşı idare mahkemesinde açtığı davalarla ilçede ve siyasi çevrelerde dikkat çekti. Hayrabolu'ya bir kütüphane yaptırmak için, arkadaşlarıyla birlikte, var olan ama hiç bir faaliyette bulunmayan mevcut Kütüphane Yaptırma Derneği yönetimini devralarak, ilçede yoğun bir kampanya başlattı. Ancak, bir savcının kütüphane arsasına adliye lojmanı yaptırmak planıyla derneği feshetmesi üzerine, kütüphaneyi yaptıramadı. Derneğin feshi için görülen mahkemede dernek başkanı olarak "Derneği kapatmayın, ceza verecekseniz bana verin. Eğer derneği kapatırsanız bu ilçede 50 yıl kütüphane yapılmaz. Duydum ki bizim arsamıza adliye lojmanı yapılacakmış, biz buraya kütüphane yaptıramazsak, ben de o arsaya lojman yaptırmam" şeklindeki ifadesine rağmen dernek feshedildi. Ama, Şerif Baysalan da mahkemede söylediklerinin arkasında durarak ve takip ederek, yıllar sonra lojman yapılması için ihaleye çıkılmış olmasına rağmen, engelledi ve arsayı lojman yaptırmadı…

O, AYNI ZAMANDA BİR ARAŞTIRMACI..

Şerif Baysalan, gazetecilikte çok önemli ve ses getiren, hatta Türkiye'de belki de ilk üç Bakanlığa birden ortak karar aldıran haberle önemli bir olaya imzasını atan gazeteci olmak yanında, yerel tarih, yerel değerler ve çevreyle ilgili yaptığı araştırmaları kitap olarak yayınlamakla kalmayan, el attığı ve kayda geçtiği konuların peşini bırakmayan ve kendi deyimiyle gündeme getirdiği konuyu "ete kemiğe büründürüp elle tutulur, gözle görülür hale getiren" çok farklı bir gazetecilik anlayışına sahip. Bu yaklaşımın sonucu olarak, yayınladığı araştırma kitaplarından sonra Hayabolu'da bir dernek kurulup Güzelce Hasanbey Camii’nin 1912 yılı depreminde yıkılmış 12 dış kubbesinin yaptırılması, Sarbanı Ahmet Türbesi’nin temelden ele alınıp restore edilmesi, sempozyumlar düzenlenerek Sarban Ahmed'in kimlik ve kişiliğinin ortaya çıkarılmasını sağladı. 1973 yılında Cumhuriyetin 50. Yılı nedeniyle çıkardığı 50. Yıl dergisinde, askeri birliklerin atış eğitim sahası olarak kullandığı gölet sahasının askerler tarafından terk edilmesi ve burasının “Atatürk Ormanı” adıyla ağaçlandırılması kampanyası başlattı. Kampanya askerlerin sahadan çekilmesiyle sonuçlandı. 1978 yılında meclis üyesi olarak belediye meclisine verdiği bir önergeyle de bu alanda ağaçlandırma çalışmalarını başlattı. 1991 yılında Hayrabolu’da “Ağustos Şenlikleri” adıyla bir etkinlik düzenleyerek, bu etkinliğin bir bölümünü bu gölet sahasında uygulattı. Saka Hüseyin Anıtı yapılması, ilçede caddelere tarihi kişiliklerin adlarının verilmesi, Cumhuriyet dönemi ilk belediye başkanından başlayarak, günümüze kadar gelmiş belediye başkanlarının fotoğraflarının bulunup, arşiv oluşturulmasını sağlaması da, sadece bir kaç "elle tutulur gözle görülür" sonuçtur. Şerif Baysalan'ın 42 yıldır takip ettiği, kitabını yazdığı, bu süreç içinde yerelde, ulusalda, gazete, dergi ve televizyonlarda yapılmış olan haberler nedeniyle tüm Türkiye’nin bildiği bir "Gömülü köprü vakası" vardır ki, bu olay bugün taa.. Amerikalara kadar gitmiş, orada "Hayrabolu köprüsünün çıkarılması" için imza kampanyaları başlatılıp, Navajo yerli kabilesinin kampında dahi pankart açılmıştır. Şerif Baysalan Tekirdağ’da “Macar Günleri”nin başlatılmasını, Macar Prensi II. Ferenc Rakoczi’nin Tekirdağ’da sürgün kaldığı 15 yıl içinde romatizmal ağrılarını dindirmek için kullandığı “Şifalı Çamur”u gündeme getirip, bu çamurun turizm amaçlı kullanımı için yatırımcıların dikkatini çekti..

FİKRİ YAPISI NASIL OLUŞTU?..

“Melami Meşreb” felsefeyi benimsemiş ve sosyal demokrat bir fikri yapıya sahip olan Şerif Baysalan'a ilk sorum şu oldu:

-Şerif ağbi, belli ki birikimin var ve farklı bir gazetecilik yapıyorsun; peki bu birikimi nasıl sağladın, fikri yapının oluşmasında seni etkileyen ne oldu?

-Öyle sanıyorum ki, benim gazeteciliğim de, yazarlığım da ilkokul üçüncü sınıftan sonra ailemin Hayrabolu'dan Lüleburgaz'a taşınmasıyla şekillenmeye başlamış olabilir. Çünkü, orada ortaokul ikinci sınıf öğrencisiyken komşumuz matbaa ustasının tatilde sokakta gezmemem için beni Lüleburgaz'da yayın yapan ÖZDİLEK gazetesinin basıldığı matbaaya çırak almasıyla, ufkum değişmeye başladı. Bu gazetede köşe yazısı yazan Köy Enstitüsü çıkışlı Feyzullah Aktan'ın (Bugün Keşan ÖNDER gazetesini çıkarıyor) köşe yazılarını yazmakla, ilk fikri yazılarla tanıştım. Gazetenin sahibi Gültekin Arda gazeteyi Bulgaristan'da çıkarmaya başlamış, orada Bulgarlara verdiği rahatsızlık nedeniyle Türkiye'ye göç etmek zorunda bırakılmış sosyal demokrat yapıya sahip bir kişilikti. Benim her sabah matbaa girişindeki gazete bayiinde gazeteleri okuduğum dikkatini çekmiş olacak ki, bir gün bürosuna çağırıp elime "Cumhuriyet" gazetesini vererek"Bunu da oku, sen okumayı seviyorsun" dedikten sonra, ortaokul ikinci sınıf öğrencisiyken Cumhuriyet okumaya, yazarları tanımaya başladım. Okuduğum yazarlar arasında Aziz Nesin başta geliyordu, onun bütün kitaplarını okudum. Uğur Mumcu, Çetin Altan o yaşlarda tanıdığım yazarlar oldu. Bunların yazılarında geçen "izm"li kitapları merak edip, onların ne olduğunu anlamak için Kapitalizmden, Sosyalizme.. komünizmden, faşizme bir çok kitabı okudum. Bu arada, Lüleburgaz'da amatörce yapılan tiyatro çalışmalarını, sosyal kültürel etkinlikleri takip ediyordum. İlk "Muhabirlik" deneyimim, beni çırak olarak matbaaya almış ustamın bir gün"Edirne bayırında kaza olmuş git bak bakalım, not al getir de haber yapalım" demesi üzerine, bisikletime atlayıp heyecanla belirtilen yere gittim. Bir kamyon yol kenarında devrilmiş, insanlar da başında uğraşıyor. Orada bir kişiye kamyonun şoförünü sordum, öğrenince şoföre"Ağbi nasıl oldu bu kaza.." demeye kalmadı, adam elindeki levyeyi kaldırıp "Git ulan başımdan şimdi indiricem levyeyi görücen nasıl olduğunu.." der demez, o bayırı nasıl indiğimi hatırlamıyorum bile. Ama, zaman içinde bütün bunların benim hem fikri yapımın oluşmasında, hem de sonraki yıllarda yapacağım muhabirlikteki davranış biçimimi belirlemekte etkili olduğunu sanıyorum...

-Gördüğüm kadarıyla, hep sol içerikli yayınlar ve yazarları okumuşsun...

-Hayır. Başlangıçta öyleydi ama, sonraki yıllarda sağ kanattan yayınları, kitapları, gazeteleri, hatta dini kitapları okuyup kimin olayları nasıl yorumladığını görmeye çalıştım. Bu gün dahi, bu alışkanlığımı sürdürüyorum. Benim fikri yapım bu harmanlama sonucu oluştu. Bunu, yaptığım haberlerde, yazdığım köşe yazılarında da hemen herkes görebilir...

-Peki, araştırma, röportaj tamam da, haberciliğe bakış açınız nedir?

-Haberciliğe bakışım, ayarlanabilir (bir anlamda kısıtlanabilir) fotoğraf makinasının objektifinden değil, gözün gördüğü 180 derecedir. Bu olay belki tartışılabilir ama ben yıllardır bunu uyguluyorum ve iyi de sonuçlar aldım. Genç gazeteci arkadaşlara da önerim budur, objektife değil, kendi gözlerinin gördüğüne itibar etsinler. Bu yaklaşım onları hem olgunlaştıracak, hem de daha az hatalı haberler yapmalarını sağlayacaktır. Yalnız bunun da farkında olmadan habere yorum katılması gibi bir sakıncası vardır, bu nedenle dozajın iyi ayarlanması gerek...

-Günümüz gazetecilerini nasıl buluyorsun?

İyi bulmuyorum. Her şeyden önce, öğrenmeye yönelik bir çabalarının olmadığını görüyor ve üzülüyorum. Halbuki teknoloji onların lehinde üstelik iyi de kullanıyorlar. Mesela ben teknolojiyi kullanamıyorum; hatta telefonun "akıllı" olanını dahi doğru dürüst kullanamıyorum. Ama yeni nesil bu konuda bizden çok ileri ve şanslı. Şanslı da, aynı zamanda kalpazan ve öğrenmek için çaba göstermiyorlar. Bu ise onların hem enerjisini, hem zamanını, hem de alınacak sonucun başarısını olumsuz yönde etkiliyor.

-Peki, meslek ahlakı konusunda ne diyorsun?

-Günümüzde meslek ahlakı kavramı değişti; herkesin kendine göre bir ahlak anlayışı var, onun için bu konuda bir şey söylemek, değerlendirme yapmak istemem. Ama, bizim dönemden, yani en azından 40 yıl öncesinden örnek vermem gerekirse, örneğin bizde "Bak yazarım" demek çok ayıp ve utanılacak bir şeydi. yayınlanacak yazıyı, haberi  (röportaj hariç) göstermek gibi bir alışkanlık yoktu.  Para karşılığı yanıltıcı haberler veya "özel haber" yapmak aklımızın ucundan dahi geçmezdi. Bir partinin görüşü doğrultusunda yayın yapmak vardı ama, bu günümüzdeki gibi çıkar karşılığı "yandaşlık" "yalakalık" düzeyinde değildi. Bütün bunlar genellikle "Yaygın Basın" dediğimiz sektörde başlayıp, yavaş yavaş yerel basına da bulaşmaya başladı. Bence asıl tehlike bu; yerel basın henüz tam anlamıyla bu manada bozulmuş değil. Yeni yetişen gençler kıpır kıpır onların korunup kollanması gerek diye düşünüyorum. Buda, siyasilerin, yerel yöneticilerin ve vatandaşın görevi.

-Gazetecinin çalıştığı gazeteye abone yapması ve reklam alması konusunda ne dersin?

-Bu sorunu kendi yaptığım uygulamayı söyleyerek cevaplandırayım. Ben 50 yıllık meslek yaşamım içinde hem ulusal gazetelere muhabirlik yaptım, hem yerel gazetelerde çalıştım; hem de sırasıyla “Özgür Gazete”, “RAPOR” ve “Batı Yakası” gazetelerini yayınladım ama, bana ne muhabirlik yaptığım ajans ya da gazeteler, ne çalıştığım yerel gazeteler reklam aldıramadı. Kendi yayınladığım gazetelerin  abonelikleriyle de, reklamıyla da hiçbir şekilde ilgilenmedim. Son yayınladığım ve yayını yirmi yıl süren “Batı Yakası” gazetesinin imtiyaz sahibi ve ekonomisinden sorumlu eşime ilk tembihim “Abone yaparken de, reklam alırken de benim selamımla müşterine gitmeyeceksin; aksi halde gazeteyi çıkarmam” şeklinde olmuştur. Çünkü ben, bu tür işlerin gazetecinin özgür davranışını engelleyeceği inancındaydım, bu gün de aynı inancı taşıyorum. Bence, gazeteciler ne abone, ne reklam işleriyle ilgilenmeli; bu işlere gazetelerinde oluşturacakları bir masa veya birim takip etmeli; işin doğrusu budur diye düşünüyorum.

-Günümüz gazetecilerine ne önerirsin?

-Günümüz gazetecileri arasında bizim jenerasyon da var, onlar için bir şey dersem sopayı yerim; ama yeni mesleğe girmiş olan gençlere önerim önce gazetecilik yaptıkları yerin basın tarihi geçmişini çok iyi öğrensinler. Ondan sonra yaşadıkları kenti ve çevresini her yönüyle tanısınlar. Yerel politika ve politikacıları, yerel yönetimi, bulundukları bölgenin sosyal, kültürel ve demografik yapısını iyi araştırıp, elde edecekleri bilgi, belge ve fotoğraflardan arşiv oluştursunlar. En önemlisi de bir dil öğrensinler. Mesela dil konusunu ve yeni teknolojiye uyumu ben beceremedim; bunun eksikliğini ve ezikliğini duyuyorum. Son olarak, bugünlerde artık unutulmuş olan ATLATMA HABERCİLİĞİ tekrar başlatsınlar. Görecekler ki, bu onlara hem enerji verecek hem de daha iyi haberler yakalamalarını sağlayacak...

 

Şerif Baysalan’ın yayınladığı gazete, dergi ve kitaplar

Şerif Baysalan, bugün Hayrabolu’da yayın yapan “Hayrabolu Sesi” gazetesi matbaasının ve gazetenin de ilk kuruculuğunu yapan kişi oldu. Askerlik dönüşü ailesi İstanbul’da olmasına karşın o Hayrabolu’ya dönerek orada matbaada çalışmaya ve Hayrabolu Sesi gazetesini çıkarmaya devam etti. Bu arada Hürriyet Haber Ajansı’nın muhabirliğini üstlendi; bir süre Cumhuriyet gazetesinin de fahri muhabirliğini yürüttü. Hayrabolu’da kendi adına “Özgür Gazete”, “Rapor” gazetelerini çıkardı. Hayrabolu Belediyesi’ne dergi formatında aylık BELEDİYE BÜLTENİ yayınladı. Bir yandan da Hayrabolu’yla ilgili yaptığı araştırmaları kitap olarak yayınlamaya başladı. Bu kitaplar arasında şunlar bulunuyordu: Hayrabolu Belgeseli, Hayrabolu Köprüsü, Gelmişi-Geçmişi-Bugünüyle Hayrabolu, Saka Hüseyin (Türkçe-İngilizce), Hayrabolu 2005 Sorunlar-Çözümler-Öneriler, Muamma, Dönerkaya, 2013 Hayrabolu Almanak… Tekirdağ’a taşındıktan sonra da orada haftalık “Batı Yakası” gazetesini çıkarmaya başladı. Tekirdağ’la ilgili olarak Kral Yolu (Türkçe - İngilizce), Kaz Vakası, Rakoczi Şifalı Çamuru (Türkçe - Macarca) ve Tekirdağlı Kızçeler kitaplarını yayınladı. Gazeteci Nijat Ayvaz tarafından hazırlanıp yayınlanmış “Kasabanın Şerifi” adlı kendisiyle ilgili bir kitap bulunuyor.  

DİPNOT: Bu röportajı 3 Haziran 2017'de yaptım. Trakya Bölge gazetesi ve www.trakyaolay.com haber portalımızda yayımladığımız bu röportajı dün akşam kaybettiğimiz duayen gazeteci ağabeyimiz Şerif Baysalan'ın anısına bir kez daha yayımlıyoruz. Sizinle aynı gazetede çalışmaktan ve sizi tanımaktan onur duyuyorum, mekanın cennet olsun Şerif Ağabey. ( İzzet Mede )

Kaynak: Editör: İzzet MEDE
 
Etiketler: ŞERİF, BAYSALAN, İLE, YAPILAN, RÖPORTAJ, ,
Haber Videosu
Diğer Fotoğraflar






Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Arşiv
Haber Yazılımı