Yazı Detayı
28 Eylül 2017 - Perşembe 19:00
 
AĞALARIN SANAYİ İLE TANIŞMASI - 1
Murat SEVGİ
 
 

Ülkemiz için sanayileşme, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde savaş yorgunu bir ulusun, kanla yoğrulmuş topraklarında başlayan zorlu bir mücadelenin adıdır. İlk tohumları Türkiye’nin kurulması sırasında temel ihtiyaçların karşılanması için büyük atölyeler şeklinde başlayan sanayileşme atılımları tarımsal üretimin değerlendirilmesini ve başlıca temel ihtiyaçların temininde dışa bağımlılığı sona erdirmeyi öngörüyordu. Şeker, kağıt, uçak ve madencilik gibi sekiz–on ana sektörde özverili çalışmalar başlatıldı. Büyük hedefleri gerçekleştirmek için yola çıkan bu nesil kendisinden beklenmeyen bir sıçramanın mimarı olarak, aradan geçen bunca yıla rağmen örnek alınması gereken bir hedef olarak önümüzde duruyor.

            Bu sıçrama sırasında öne çıkarak ülkenin gurur kaynağı haline gelen sektörlerden biri de tekstildi. Günümüzün önde gelen batıklarından Sümerbank’ın kuruluşu da bu sürecin bir parçasıdır. Ama o günlerde bu tür işletmeleri gerçekleştirebilecek yegane güç devletti. Toplum içerisinde bu büyüklükte yatırımları gerçekleştirebilecek parasal güç yoktu.

            1940'lı yıllar ile birlikte çok partili rejimin ülke yönetiminde söz sahibi olmaya başlaması ile birlikte dengesiz yapılaşma, plansız yönetim, tutarsız politikalar ve kontrolsüz bir toplum yapısı yurdun dört bir yanını sardı. Aynı tarihlerde; “batı” dediğimiz birçok ülke benzer sorunların içinden yavaş yavaş sıyrılmaya başlamış, girişimcilik, inovasyon gibi kelimeleri konuşur olmuştu. (Bunun için elli beş sene bekleyeceğimizi bilmiyorduk o yıllarda.) Ticareti, sanayiden çok daha fazla sevmiştik.

            40’lı yollar ile birlikte ortaya çıkan, adına da girişimci diyebileceğimiz tüm vakalar tüccarlar arasından ortaya çıktı. 60’lı yıllar içinde gerçek anlamda girişimci kitle cılız da olsa sanayileşme kervanına katılmayı başardı. Sanayi ve üretim sektörleri her geçen gün hızını arttırarak ilerliyordu. Bu kervan yükselen temposu ile bir maraton koşusuna dönüşmek için hiç de zaman kaybetmedi. Uzun soluklu bu maratonda nefesi yetebilecek atletler aradan sıyrılmaya başlamıştı. Bu atletler, aralarından bir yıldız doğacağının işaretlerini seksenli yıllar ile birlikte vermeye başladı. Katma değeri yüksek sektörler, paçalarına yapışan sorunların etkisi ile mehter ritminde bile ilerleyemezken tekstil sektörü diğer sektörler ile arayı iyice açmaya başladı. Ülke; istihdam, ihracat ve ekonomideki parlak madalyalarından dolayı yıldızını çok sevdi.

            Müthiş 'BAŞARI’nın ortaya çıkmasında ülkemizin temposunun yahut kondisyonundan çok diğer yarışmacıların daha önemli yarışlara zaman ayıra bilmek uğruna pisti terk etmeleri yatmaktadır. Acı gerçek başarılara aç, gurur duyabileceği bir şeyler arayan toplumun gözünden saklanarak liderin ihtişamlı görüntüsü ile büyülenme sağlandı.

            Avrupa II. Dünya savaşının izlerini silmeyi başarmıştı. Kendi ayakları üzerinde durmayı becerdiğini anlar anlamaz refah seviyesi ile ilgili düzenlemeleri devreye soktu. Böylece toplumsal mutluluk ve refah; kalitesi yüksek yaşam standardını da beraberinde getirdi.

            İspanya, Fransa, İtalya ve Avusturya gibi ekonomi çıtasını yükseltmeyi başaran ülkeler kendi evlerini yeniden dekore ederken tekstil, deri, kağıt gibi yıllarca ekonomilerinin direği olmuş emektar sektörleri hiç gözlerini kırpmadan kapı önüne koyuverdiler.

            Bu sektörler artık yeni yaşam tarzlarına uymuyordu. Bilim dünyası, siyasiler ve bürokratlar artık daha önemli ve stratejik üretimlerle zaman geçirmeleri gerektiğini fark etmiş ve reform süreci kendiliğinden devreye girmişti.

            Tabi bu emektarlar(!) başı boş da bırakılamazdı. Hala DUYGUSAL bir yakınlık devam ediyordu. Tıpkı sizlerin (yada benim) eski kanepelerimize yaptığımız gibi. İhtiyacı olan bir komşuya vererek değerlendirmek en uygunuydu. Çöpe atmamayı öğrenmişlerdi.

            Hemen diplerinde Arnavutluk, Yugoslavya duruyordu. Biraz doğuda Yunanistan ve yanında da Türkiye elverişli birer komşu olarak duruyordu.

            Hiç vakit kaybetmediler. Gezdiler komşularını. Baktılar gördüler. Uyar mı diye..

 

NERELERDE OLURDU BU İŞ?:

            Az gittiler uz gittiler dere tepe düz gittiler. Baktılar şaşı kaldılar. “Yahu bu ülke bizim olsaymış." dediler.

            Ergene Ovasını pek bir beğendiler. Bursa desem zaten adı üstünde cennet cennet! Gediz ovası kıvrım kıvrım süzülüyor. Menderes bi başka memleket. Çukurova’ya geldiler ucunu aradılar bucağını bulamadılar. Kayboldular yeşilin içinde kaldılar.

            Hayran kaldılar ama nafile. Tomar tomar duyguları ağır bastı zavallıların.

 

HANGİ SUYLA OLURDU Bİ İŞ?:

            Bu yerleri anlatan köylü amcalar, çobanlar, nineler: “Buralar hep su. Topuğunu yere vursan su fışkırıyor." deyince bir sevindiler bir sevindiler sorma. İçtiler kana kana şiştiler. Şişeler doldurup götürdüler. Ayvazın, Uçkunun, Kınığın, Eriklinin, Akşinin sularında...

 

NASIL OLACAKTI BU İŞ?:

            Geldiler gezdiler gördüler. Ama korktular söylemeye.

            “Adamlardan istesek verirler mi ki?" dediler içlerinden.

            Çevrelerini kelli felli bey amcalar sarmıştı. Ne yapıyor bu adamlar diye bakar dururlar gözlerinin içine. Bir şey ister gibi görünce hemen biri atladı, ellerine sarılıp:

            “Verdim gitti." diyerek heyecanla otuz iki tekmili birden sırıtarak Avrupalı amcalara:

            “Bizim köye de kuralım beyim!” diyerek ekledi. “Olur mu ki?" denildikçe gülümseyerek bıyık altından “ANGARA Bİ LAFIMIZA BAKAR!” diye böbürlendi. Zaten çoktan planı kurmuştu kafasında bizim girişimci bey amcalar. El ele verip Ankara’nın taşına bakmaya gittiler.

            Oturdular koltuklara, koydular dirsekleri masalara, yudumlarken çayları, kahveleri başladılar muhabbete:

            “Arsa? dedi. “Alırız... Sen yerini söyle. Gördüğün yerler hep bizim.”

            “Bina? dedi. “Yaparız... Bina dediğin ne ki.... Yaparız, yeter ki sen iste!”

            “İzin? dedi. “Ne izni?" dedi şaşırdı. Ama sonra anladı ve ekledi laf vermeden ağızlara: “Haa! Boşveeer. Bizim buralarda bilmezler böle şeyler. Bulandırma kafaları. Bir ara alırız...”

Atladı hemen bey amcaların en oturaklısı. Açtı pencereyi, gırtlağı patlayıncaya kadar inletti tüm ülkenin kahvelerini:

“Yurdun dört bir yanını fabrikalar ile çepeçevre saracağız! Sizi de düşündük ey vatandaş! Mideniz sıcak çorba görecek. (Bizim de cebimiz para görecek.) Çalışacak iş kuracağız sana. Ölene kadar işsiz kalmadan yaşa diye! Bize dua et diye!”

            Vatandaş bu durur mu. Heybeyi sırtlayan, trene kapağı atan İstanbul’a, orada yurt bulamayan Çorlu’ya Çerkezköy’e, Gebze’ye, İzmit’e, Avcılar’a, Kartal’a.

            Bu arada bey amcalar boş durur mu:

            “Biz her bi şeyi yaparız. Sen yorma kafanı böyle şeylerle. Elini kirletmene değmez. Bak bizim elimize." diyerek çamura buladığı manikürlü parmaklarını gösterdi. Tırnak kontrolündeymiş gibi.

* “Hangi işçi? Nerde adam? Kimi çalıştıracağız?”

            “Hepimiz az biraz ağayız. Biz biliriz bunların dilini. Fazla masraf etmeden hallederiz. İşletmelerde çalışacaklar üç beş kuruşa tav olurdu." dediklerinde her köyü bir fabrikanın kapısında sıra edeceğini planlamıştı bile.

            Tabi bu kadar sevgi, saygı, hürmet, konukseverlik olur da ikna olmazlar mı? Oldular ama: “Yinede nazlı olalım.” diyerek, biraz burun kıvırarak biraz da kasıntı bir tavırla:

            “Eh! Olur. Peki kabul." dediler. Eklediler bu topraklarda öğrendikleri bir cümleyi hemen ardından:

            “Senin hatırın olmasa... Valla senin için!" dediler. Bilirler mi bilmezler mi ne demek olduğunu sorarsanız bence anlamadan söylediler tekerleme niyetine....

            “Evli evinde gerek. Bize müsaade." dediler son olarak: “Hadi bize eyvallah!” yerine geçen bir eda ile hep bir ağızdan.

            Yola çıktıklarında hepsinin duruşunda analiz yapar bir hava. “Ne ettik? Ne yapmadık? Üç ekle beş çıkar kalır eksi iki.” Bir hesap yaptılar.

            “Halk uygun, su uygun, siyasi kadrolar ve bürokrasi uygun. Dahası Şam’da kayısı." diyerek sevindiler bulmuştular işte aradıklarından da iyiydi burası.

            Türkiye mükemmeldi. Mutlu mutlu döndüler evlerine. Ellerini ceplerine sokamasalar da yürürken. Yinede: “İyi işti!" dercesine baktılar birbirlerinin yüzlerine hafiften gülümseyerek. (Devam edecek....)

            Hep sevgi ile kalın.

 

            Murat SEVGİ

            http://twitter.com/MuratSevgi

 

 
 
 
Etiketler: AĞALARIN, SANAYİ, İLE, TANIŞMASI, -, 1,
Yorumlar
Diğer Yazılar
MSG: Yedikçe yersin, tüketince tükenirsin!
NÜKLEER STRATEJİ!
TERMİK SANTRAL İTİRAZI - 1
"HER FABRİKA BİR KALEDİR!"
NE İÇİYOR BUNLAR?!
SANTRAL LİSTESİ 2
İSTİKLÂL MADALYASI
BİZ KARARLIYIZ!
MEDENİYETLER ÇATIŞMAZ!
ÖLÜM BACALARI İSTEMİYORUZ!
ÇEVRECİLER HERŞEYE KARŞI!
KELEBEK ETKİSİ
İNOVASYON, AR/GE FİLAN...
ÇORLU’YA KOCAMAN BİR İMZA!
ALLA BENİ, PULLA(MA) BENİ!
HIZLI TREN YERİNE KÖMÜR TRENİ!
PARK OLSUN
YÖNETEMEMENİN TÜRKÇESİ!
KÜLTÜR ASİMİLASYONU
KENTSEL OBEZİTE! (1)
DEKOVİL-2: DOĞA KATLİAMINA DEVAM
DEKOVİL!
"O ZAMAN GAZ LAMBASI YAK!"
TRAKYA BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL!
ŞAFAK HAREKATI
ÇORLU TARİHİYLE YÜZLEŞİYOR!
ELİNİ SALLASAN DANIŞMANA ÇARPIYOR!
"ÇEVRECİLER HER ŞEYE KARŞI!"
OCAĞIMIZA, KUM OCAĞI...
OKUL SEZONU AÇILDI!
BUYUR BUR'DAN YAK!
YÖNETEMEMENİN TÜRKÇESİ!
UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
BAZ İSTASYON!
YUVARLANIP GİDİYORUZ!
KİMLİK BİLGİLERİ ÇALINDI DA NE OLDU?
KÖMÜRDEN KURTUL, GELECEĞİ KURTAR
İNSANSIZ OTOBÜS!
KAÇ ŞAFAK GEÇTİ?
ZEHİRLE KALKINMA!
KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLERİN FAYDALARI
MERALARIN BAŞI BELADA!
Sevgiler gününde bir TEKTAŞ alın!
ONLAR KAĞIT TOPLAMIYOR! DOĞA SAVAŞÇISI!
OLAĞAN ŞÜPHELİLER İLE SIRADAN İŞLERİN ÖLÜMCÜL SONUÇLARI
STAR WARS'I BİLİR MİSİNİZ
NOEL BABA VE KIRKHARAMİLER
ASLINDA, HERKES, HER ŞEYİN FARKINDA!
HALKIN PARASIYDI, KAMUNUN YARASI OLDU
GÜZEL BİR GELECEK BEKLİYOR!
İHANET VE YÖNETEMEME MESELESİ
KÜRESEL BELA: NÜKLEER
78 YILDIR YOKSUN AMA...
EKİP ÇALIŞMASI VE LİDERLİK
ERGENE DEVLET HASTANESİ
TERÖRE DE, LANETLEMEYENE DE LANET OLSUN!
ASIL HEDEF: LONGOZ ORMANI
SOSYAL MEDYA GÜDÜMLÜ MÜ
FOSİL ASLINDA İSRAFTIR
DERDİMİZ ALTI SANİYE OLSUN
AR/GE VE İNOVASYON TOPLUMU!
İNANMAK yahut BİLMEK! İşte, bütün mesele bu...
CEHALET YANILGISI
FIKRA DEĞİL GERÇEK!
HEP ÇEVRE HEP ÇEVRE OLMAZ!
KATLİAM MODA OLDU!
KÖMÜRE VE TERMİĞE İTİRAZIMIZ VAR!
YA KÖMÜR, YA TARIM VE İNSAN?!
TRAKYA'DA KATLİAM PLANI MI YAPIYORLAR?!
KÖMÜRLÜ SANTRAL ÖLDÜRMEZ,SÜRÜNDÜRÜR
EĞİTİM,ÖRGÜT ve KÜLTÜR
ERKEN SEÇİM
GDO'DA YANLIŞ POLİTİKALAR
MAYIS GELDİ, GEÇİYOR
ATIK - KARA PARA İLİŞKİSİ!
TRAKYA, DUR DİYOR!
TAKSİM'İN KANLI TARİHİ
GERİCİ AYAKLANMASI
TAM 25 YIL GEÇMİŞ
VAY ARKADAŞ! AB'Yİ BİLE DOLANDIRMIŞIZ!
YAĞMA TALAN! HER ŞEY YALAN!
TEMSİL ETMEK
OMURGA SORUNU VAR !
ADAYLARA AÇIK ÇAĞRI !
KENTLEŞMEK KALABALIKLAŞMAK DEĞİLDİR
HARAMİLER VE KANSER
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 3
TRAKYA KANSER 'CUMHURİYET'İ
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 2
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 1
ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME RAPORU NEYİ KORUR?
TARIM - KENTLEŞME VE TRAFİK
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÖRGÜTLENME KÜLTÜRÜ!
MEDENİYETLER ÇATIŞMAZ !
AMA HANGİ HUNTINGTON ?
DÜZENİN MİMARLARI BUNLAR!
EKOLOJİ - EKONOMİ - RANT !
KENTİ'Nİ KANDIRMAK!...
TERMİK SANTRALLER NASIL ÖLDÜRÜR
MERA KÖYLÜ DEMEK; KÖYLÜ HAYAT DEMEK
MERALAR : köprüden önceki son çıkış!
MERALAR İÇİN 1 KASIM'DA LÜLEBURGAZ'A
BAŞARININ SIRRI
HA EBOLA, HA IŞİD
TRAKYA GELECEĞİNİ SATIYOR ?
ERGENE ÖLÜM FESTİVALİNE Mİ HAZIRLANIYOR ?
İnsanın Psiko - mekaniği
ESKİ BAYRAMLAR
Sağlık değerlidir !
BU AY HIRSIZLARIN AVUÇLARI KAŞINIR !
KIRKBEŞLİK
ÖKÜZÜN ALTINDA NE ARANIR ? ( 2 )
İHMAL DEĞİL CİNAYET!
ÇÖPEÇEVRE KUŞATILDIK !
TAKSİM’İN AYAKLANMA TARİHİ (2)
TAKSİMİ'İN AYAKLANMA TARİHİ ( 1 )
OKUMAK NEDEN GEREKLİDİR ?
KURBANLIK KEÇİ
KİFAYETSİZLEŞME
KENTSEL DÖNÜŞÜM
YAKINDA HUKUKA DA GEREK KALMAYACAK !
KATALİZÖR
NAMUSLU / NAMUSSUZ ...
AT GÖZLÜĞÜ
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Arşiv
Haber Yazılımı