Yazı Detayı
19 Ağustos 2014 - Salı 22:38
 
İnsanın Psiko - mekaniği
Murat SEVGİ
 
 

 

            Dünya tarihinin kayıtlarında en baskın unsur savaşlardır. Savaşlar insanlığın çok yakın bir zaman kadar gelen uzun yolculuğunun kayıt defterinde kilometre taşlarını oluşturmuştur. (N. Ulunay UCUZSATAR, “Tarih Boyunca Harp Sanatı Taktik ve Strateji”, Gen.Kur. Basımevi, Ankara, 1988) ‘Tarih’ dediğimiz, yazılı kültürün belgelerinin hepsi kocaman birer savaş romanıdır. Buradan, insanın pek de akıllı bir varlık olmadığını çıkarmak hiç de zor değildir.

            İşte, kendine akıllı diyerek bu sıfatını pekiştirmeye çalışan bizler. Akıl kavramının, tanımının içinde kendi meziyetimizi özel bir yere koymak isteriz. Bu yüzden, -sanki başka bir aklın varlığını kabul edermişiz gibi,- başka bir akıl varmışçasına ona; ‘insan aklı’ deriz...

            İnsan aklı, dünya üzerindeki ilk farkındalık anından beri gelişmektedir. Bu gelişmenin her aşamasında bir önceki sürecin üzerine yeni beceriler ekleniyor. Yeni ortaya çıkan akıl (yani diğer bir deyişle; ‘insan aklı’), yeteneklerindeki iyileşmeyi kime borçlu olduğunu unutan bir tavır ile önceki nesillere (yani aklın bir eski versiyonuna) üstten bakar bir tavır içerisine giriyor.

            Akıl, insan denen -biyo-mekanik- makinenin kontrolünü sağlayan otomasyonun en görünen unsurudur. Görünen diye tanımlamamın sebebi her bireyin görebildiği bir akıl yetisine sahip olmasındandır.

 

            EVET, AKIL GÖRÜLÜR:

            Her birey, kendi aklını kendi beyni ile görür. Akıl gözlerinizin arkasından ileriye doğru bakan varlığın ‘kendisi’ değil, sadece kullandığı aksesuarlardan biridir. Biyolojik beden, beyni aracılığı ile otonom, refleks ve akıl gibi bir çok bağımsız unsuru kullanır. Bilgisayar yazılımları gibi de düşünebilirsiniz. Akıl, bu yazılımlar içerisinde ekranda gözüken tek yazılımdır. Bununla birlikte bilgisayarın çalışması için gerekli, hiç görmediğimiz, -çoğumuzun- varlığını bilmediğimiz, arka planda işleyen, servis yazılımları vardır. Bizler bilgisayarımızın ekranında görülmeyen, sürekli çalışıp sistemi ayakta tutan, yedekleme yapan, elektrik kesintilerini programlayan, kamera, mikrofon yazıcı gibi aygıtları yöneten bu yazılımlar gibi yazılımlara sahibiz. Nefes almamız, midemizin hazım işini yapması, kanın bütün hücrelere ulaşması için kalbimizin atması, heyecanlanınca kalbin vites değiştirip daha hızlı atması, üşüyünce titrememiz gibi işleri istemeyiz. Yahut, daha doğrusu; istememiz gerekmez.

            İşin isteme kısmına gelince, işte orada akıl devreye girer. Bu yüzden bilgisayar ekranındaki görüntülü programlara benzettim. Bir komut veririz. Bunu beynimizde yüklü işletim sistemi sayesinde donanımımız algılar. Komutlar parametreler ile işlevlerini yapar. Bu parametreler hem kimyasal, hem de fiziksel otomasyon sistemine bağlıdır.

            Verilen bir komut, sinir sistemi ve hormon sisteminin birlikte uyumlu çalışması sonucunda tüm hücrelere iletilir ama her hücre sadece kendi için işaretlenmiş komutu çözer ve okur. Bunun gereğini yapar.

            Kamu ve büyük kurumların bilgi sistemlerinde -özellikle askeri sistemlerde- sık kullanılan “lüzumu kadar bilme” prensibi burada titizlikle uygulanır.

            Otomasyon olarak insan vücudu, bilgi sistemleri geliştirme ile ilgili tasarım yapanların önlerinde duran mükemmel bir örnektir. Hem yazılımın kapsamı, hem de muhteşem büyüklükteki yapısı ile otomasyoncu için insan vücudu; astronom için uzayın boyutları kadar zengin bir ufuk sunar.

            Bilgi teknolojileri ve elektronikte yaşanan gelişmeler sürdükçe günlük yaşamda kullanılan teknolojik ekipmanlar bize sahip olduğumuz biyolojik ekipmanların otomasyon ile örnekli modellenebilmesinde de imkan sunmaktadır.

            Otomasyon, mikro (hatta nano ve piko) boyutta gerçek bir tasarım harikasına daha detaylı bakılabilmesini sağlamaktadır. Hem teknolojiyi araç olarak kullanarak laboratuar ortamında analiz ve tetkikler yapabilmekteyiz, hem de alternatif bir model olarak -otomasyon şaheseri- ‘insanı’ daha net görmekteyiz.

            Sıcaklık ve basınç gibi bilgileri vücudumuzun her noktasından algılayan milyonlarca termostan (ısı sensörü) ve loadcell (basınç sensörü), adreslenmiş pozisyonlarından milyarlarca sıcaklık ve basınç verisini beynimize gönderir. İnsan bedenini saran sensörlerin çeşitliliği ile ilgili bilgimiz bile şu an sonuçlanmış değil. Otomasyonda kullandığımız, 30 kadar farklı ölçme enstrümanına rağmen insan biyo-mekaniği tarafından kullanılan sensörlerden sadece 120 farklı türü keşfedilmiş ve bunların sadece 3-4 tanesi literatür oluşturulacak seviyede açıklanmıştır. (Bunlar; optik, dokunma, tat alma vb.) Tüm sensörleri katalog haline getirmeye kalkarsak yaklaşık 1800 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

            İşte insan otomasyonu, 1800 çeşit sensörden vücudun tümüne serpiştirilmiş milyarlarcasını aynı anda saniyenin yüzde ikisi yada üçü kadar zaman aralığında okuyabilmektedir. Bu değerleri sayısal olarak kendi yarattığımız modellerin aciz ve cılız yapısıyla kıyaslamak bile mümkün değildir.

            Hatta; dünyada bugüne kadar yapılmış tüm elektronik ve mekanik otomasyonları söküp bir çuvala doldursak bile tek bir insanın tüm fonksiyonlarını işletecek donanımı elde edemiyoruz. Hem de arada milyon katlık fark halen devam ediyor olurdu.

            İnsanın dünyada yaptığı yapacağı tüm ‘beceri’ bile kendi bedeniyle kıyaslanamazken, ben bu başarıyı; sineğin poposundaki sivilceyi abartıp yanardağ (volkan) gibi düşünmek olarak görüyorum. (Bu yazıyı okuyup da; “sineklerin poposunda sivilce olmaz!” diyen bir ‘böcekolog’ abime de teşekkürü bir borç biliyorum. Bir arabeskçinin deyişiyle; ‘hak-lı-sın, sen de haklısın!’ -- 23 Aralık 2008’de saat gece yarısı 03.00 den beri bunu düşünüyorum… )

            Hep sevgi ile kalın.

 

            

 

 
 
 
Etiketler: İnsanın, Psiko, , mekaniği
Yorumlar
Diğer Yazılar
Sosyal ÇED: Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme: ÇSED
MSG: Yedikçe yersin, tüketince tükenirsin!
NÜKLEER STRATEJİ!
TERMİK SANTRAL İTİRAZI - 1
"HER FABRİKA BİR KALEDİR!"
NE İÇİYOR BUNLAR?!
SANTRAL LİSTESİ 2
İSTİKLÂL MADALYASI
BİZ KARARLIYIZ!
MEDENİYETLER ÇATIŞMAZ!
ÖLÜM BACALARI İSTEMİYORUZ!
ÇEVRECİLER HERŞEYE KARŞI!
AĞALARIN SANAYİ İLE TANIŞMASI - 1
KELEBEK ETKİSİ
İNOVASYON, AR/GE FİLAN...
ÇORLU’YA KOCAMAN BİR İMZA!
ALLA BENİ, PULLA(MA) BENİ!
HIZLI TREN YERİNE KÖMÜR TRENİ!
PARK OLSUN
YÖNETEMEMENİN TÜRKÇESİ!
KÜLTÜR ASİMİLASYONU
KENTSEL OBEZİTE! (1)
DEKOVİL-2: DOĞA KATLİAMINA DEVAM
DEKOVİL!
"O ZAMAN GAZ LAMBASI YAK!"
TRAKYA BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL!
ŞAFAK HAREKATI
ÇORLU TARİHİYLE YÜZLEŞİYOR!
ELİNİ SALLASAN DANIŞMANA ÇARPIYOR!
"ÇEVRECİLER HER ŞEYE KARŞI!"
OCAĞIMIZA, KUM OCAĞI...
OKUL SEZONU AÇILDI!
BUYUR BUR'DAN YAK!
YÖNETEMEMENİN TÜRKÇESİ!
UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
BAZ İSTASYON!
YUVARLANIP GİDİYORUZ!
KİMLİK BİLGİLERİ ÇALINDI DA NE OLDU?
KÖMÜRDEN KURTUL, GELECEĞİ KURTAR
İNSANSIZ OTOBÜS!
KAÇ ŞAFAK GEÇTİ?
ZEHİRLE KALKINMA!
KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLERİN FAYDALARI
MERALARIN BAŞI BELADA!
Sevgiler gününde bir TEKTAŞ alın!
ONLAR KAĞIT TOPLAMIYOR! DOĞA SAVAŞÇISI!
OLAĞAN ŞÜPHELİLER İLE SIRADAN İŞLERİN ÖLÜMCÜL SONUÇLARI
STAR WARS'I BİLİR MİSİNİZ
NOEL BABA VE KIRKHARAMİLER
ASLINDA, HERKES, HER ŞEYİN FARKINDA!
HALKIN PARASIYDI, KAMUNUN YARASI OLDU
GÜZEL BİR GELECEK BEKLİYOR!
İHANET VE YÖNETEMEME MESELESİ
KÜRESEL BELA: NÜKLEER
78 YILDIR YOKSUN AMA...
EKİP ÇALIŞMASI VE LİDERLİK
ERGENE DEVLET HASTANESİ
TERÖRE DE, LANETLEMEYENE DE LANET OLSUN!
ASIL HEDEF: LONGOZ ORMANI
SOSYAL MEDYA GÜDÜMLÜ MÜ
FOSİL ASLINDA İSRAFTIR
DERDİMİZ ALTI SANİYE OLSUN
AR/GE VE İNOVASYON TOPLUMU!
İNANMAK yahut BİLMEK! İşte, bütün mesele bu...
CEHALET YANILGISI
FIKRA DEĞİL GERÇEK!
HEP ÇEVRE HEP ÇEVRE OLMAZ!
KATLİAM MODA OLDU!
KÖMÜRE VE TERMİĞE İTİRAZIMIZ VAR!
YA KÖMÜR, YA TARIM VE İNSAN?!
TRAKYA'DA KATLİAM PLANI MI YAPIYORLAR?!
KÖMÜRLÜ SANTRAL ÖLDÜRMEZ,SÜRÜNDÜRÜR
EĞİTİM,ÖRGÜT ve KÜLTÜR
ERKEN SEÇİM
GDO'DA YANLIŞ POLİTİKALAR
MAYIS GELDİ, GEÇİYOR
ATIK - KARA PARA İLİŞKİSİ!
TRAKYA, DUR DİYOR!
TAKSİM'İN KANLI TARİHİ
GERİCİ AYAKLANMASI
TAM 25 YIL GEÇMİŞ
VAY ARKADAŞ! AB'Yİ BİLE DOLANDIRMIŞIZ!
YAĞMA TALAN! HER ŞEY YALAN!
TEMSİL ETMEK
OMURGA SORUNU VAR !
ADAYLARA AÇIK ÇAĞRI !
KENTLEŞMEK KALABALIKLAŞMAK DEĞİLDİR
HARAMİLER VE KANSER
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 3
TRAKYA KANSER 'CUMHURİYET'İ
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 2
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 1
ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME RAPORU NEYİ KORUR?
TARIM - KENTLEŞME VE TRAFİK
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÖRGÜTLENME KÜLTÜRÜ!
MEDENİYETLER ÇATIŞMAZ !
AMA HANGİ HUNTINGTON ?
DÜZENİN MİMARLARI BUNLAR!
EKOLOJİ - EKONOMİ - RANT !
KENTİ'Nİ KANDIRMAK!...
TERMİK SANTRALLER NASIL ÖLDÜRÜR
MERA KÖYLÜ DEMEK; KÖYLÜ HAYAT DEMEK
MERALAR : köprüden önceki son çıkış!
MERALAR İÇİN 1 KASIM'DA LÜLEBURGAZ'A
BAŞARININ SIRRI
HA EBOLA, HA IŞİD
TRAKYA GELECEĞİNİ SATIYOR ?
ERGENE ÖLÜM FESTİVALİNE Mİ HAZIRLANIYOR ?
ESKİ BAYRAMLAR
Sağlık değerlidir !
BU AY HIRSIZLARIN AVUÇLARI KAŞINIR !
KIRKBEŞLİK
ÖKÜZÜN ALTINDA NE ARANIR ? ( 2 )
İHMAL DEĞİL CİNAYET!
ÇÖPEÇEVRE KUŞATILDIK !
TAKSİM’İN AYAKLANMA TARİHİ (2)
TAKSİMİ'İN AYAKLANMA TARİHİ ( 1 )
OKUMAK NEDEN GEREKLİDİR ?
KURBANLIK KEÇİ
KİFAYETSİZLEŞME
KENTSEL DÖNÜŞÜM
YAKINDA HUKUKA DA GEREK KALMAYACAK !
KATALİZÖR
NAMUSLU / NAMUSSUZ ...
AT GÖZLÜĞÜ
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv
Haber Yazılımı