Yazı Detayı
11 Ocak 2016 - Pazartesi 10:39
 
STAR WARS'I BİLİR MİSİNİZ
Murat SEVGİ
 
 

 

            Star Wars filmi yine gündemde. Bizim de içinde olduğumuz bir Yıldız Savaşlar Projesi vardı, biraz hatırlayalım: Evet, yeni fantezimiz bu: "Biri füze atar, kalkan pıt diye indirir"

            Soğuk savaş yıllarında çocuktum. Evimizin pencerelerini koyu renk kağıtlarla kapladığımızı çok iyi hatırlıyorum. Pencere kenarında bir somyada yatıyordum. Sessiz bir mahalleydi. Sokakta ufak tefek bir tıkırtı olsa merak etsek de bakamazdık. O kağıtları: Düşman uçaklarının hava saldırısı olursa ışıklarını görüp şehirlerin yerlerini tespit etmesinler diye yapıştırıyorduk. Yaşanan korku rüzgarı herkesin sesini kısmıştı. Radyodaki spikerin sesi boğazımızda düğümleniyordu. O yıllarda ilkokula başladım. Okul bahçesinin hemen yanında Şirinler’deki Gargamel’e rahmet okutturacak bir adamın evi vardı. Ne zaman elime top alsam gözüme o adamın yüzü gelir. Huysuz ihtiyar, elinde bıçak, bahçenin kendi tarafında nöbet tutar, kaleci gibi yakaladı mı; topumuzu indirirdi…

            1980’li yılların ortalarında, küçük kasabamızda hayat eskisi gibi devam ederken Amerika Kıtasının bir yerlerinde, ABD’nin o güne kadar tasarladığı en önemli savunma projesinin çalışmaları son safhaya gelmişti. Sistemin amacı dünya üzerindeki herhangi bir noktadan fırlatılacak füzenin birkaç dakika içerisinde tespit edilerek Amerika’ya yaklaşamadan yok edilmesiydi. O tarihte Sovyet Bloğu ayakta duruyordu ve bilinen en büyük tehlikeydi. Sovyetler ve (Polonya, Doğu Almanya gibi) bağlı devletleri gözlem altında tutulmak zorundaydı. Amerika düşmanını Pasifik’ten Kuzey Buz Denizine, Doğu Avrupa’dan Güney Asya’ya kadar kuşatan, konvansiyonel bir izleme ağı kurmuştu. Bu ablukanın en büyük cephesi; Kuzey Avrupa’nın Buz Denizi açıklarından başlayıp Balkanlar, Trakya ve Anadolu’ya kadar uzanan (Sovyet Rusya’ya göre) Batı Cephesi idi. O zamana kadar bu cephenin önemli kalelerinden birisi de Çorlu’daydı. Kasabamızdaki askeri üs, bu amaçla kurulmuştu. Uzay mekiğinin inebileceği dünyadaki birkaç noktadan birisi olarak gösteriliyordu.

            "Yıldız Savaşları Projesi"nin tasarımında ve vizyon planlarında; dünyanın önemli teknologlarının yanı sıra; gelecek bilimciler, stratejistler, film senaristleri, hatta üniversite öğrencileri bile çalıştırılıyordu. İşin bu kadar sulandırılmasının arkasında projenin ‘herkesin fikrine açık olması’ gibi ulvi bir amaç düşünülse de asıl amaç başta ABD halkı olmak üzere tüm dünyaya bu projeyi pazarlayabilmekti.

            "Yıldız Savaşları Projesi" adı bile; Süpermen ve Star Track gibi dünya dışı kahramanlık öğeleri kullanarak, sanal gururlanma ortamında kendi kendini tatmin etmeye alışmış ‘modern’ insanın umutlarını sömürmeye yönelik bir pazarlama aracı idi. Ürün tümüyle kamuoyu için üretilmişti. Psikolojik harbin en önemli unsurlarından biri olan ‘meydan okuma’ duygusu ile ortaya atılmıştı. Karşısındakine: ‘Ben yıldızlarla bile savaşırım! Sen kimsin ki?’ Diyordu.

            İşin asıl amacı ABD bütçesinden silahlanmaya ayrılan payı büyütmek ve bu payın talan edilebileceği yeni bir mecra elde etmekti. Çünkü ABD yaramaz bir çocuk gibiydi, oturmaktan sıkılmıştı. 1970’lerden beri uzayda işler kesattı, Vietnam’dan beri kan dökmek mümkün olmamıştı ve ekonominin omurgası olan silah sanayi açlıktan kendi kuyruğunu ısıran yılana dönmüştü. Bunlar yetmiyormuş gibi çevresinde büyük bir kan festivali sürmekteydi: İran Irak’la, İsrail Lübnan’la, Sovyetler Afganistan’la, İngilizler Arjantin’le savaşıyor ama ABD o koca cüssesi ile mahalle maçına gitmek isteyip evden çıkamayan tosuncuk gibi sıkıntıdan patlıyordu.

            İşte, Yıldız Savaşları Projesi böylesine gergin bir ortamda vizyona girdi. Üstelik ABD’nin en ünlü artistlerinden biri başroldeydi. Reagan Beyaz Saray'da oturuyordu! Film çevirme konusunda ay seyahatini bile sanal olarak yapacak kadar ileri düzeye ulaşan teknoloji, 3. Dünya Savaşını da belki Yıldız Savaşları Projesi ile Atari oyunu gibi halledebilirdi. Ama tutmadı!

            Yaramaz çocuk tam pencereden kaçıp sahaya inmeyi kolluyordu ki: Pili biten Sovyetler 70 yıllık imparatorluğu kendi isteği ile dağıttı. Takımlardan biri daha sahaya çıkmadan dağılınca maç da yattı. ABD’nin silah tüccarlarının hevesi kursaklarında kaldı, ama bu umutsuzluk fazla sürmedi. Saddam abileri onlara kanlı bir savaş daha hediye etti. Böylece silah tüccarları da kanın bereketi ve ölümün hayrına ceplerini doldurma fırsatı buldular.

            Olaylar o güne kadar tıngır mıngır devam etti... Devam etti de, ABD’nin her şeyi uçlarda yapmaya alışmış marjinalleri yine durmadı. Morgıç diye başladılar, moraran başka yerleri oldu.

            2008’e gelindiğinde topu diktiler. Kendini Amerika’ya bir yerlerinden bağlı hisseden ne kadar şirket, fon, holding ve devlet varsa aynı şekilde topu dikti. Aradan yedi yıla yakın zaman geçti, ama bir türlü düze çıkan olmadı. Bu kadar topu diken olunca bunları gören silah tüccarlarının aklına yine toplar tüfekler geldi. Başladılar savaş naraları atmaya:

            * “Ya İran füze atarsa!”,

            * “Kuzey Kore’nin nükleer füzesi New York’a kaç saatte gelir.”,

            * “Eski Sovyet nükleer silahları teröristlerin eline geçmişse.”

* * *

            Biz bunları yemedik! Ama yiyenler için mönüde yine kan var. En taze fantezi de bu:

            * “Biri füze atacak, kalkan pıt diye indirecek. İndirmezse öleceğiz!”

            Şimdi bu silah tüccarları, simsarları, komisyoncuları, siyasetçileri; Füze Kalkanından öyle bir indirecekler ki: Onlar için kriz miriz kalmayacak.

 

            Benim tavsiyem şu:

            Aman ha! İndirmişken iyi indirin. İndirme sırası vatandaşa gelince; topunuzu indirecek...

            Hep sevgi ile kalın.

 

 
 
 
Etiketler: STAR, WARSI, BİLİR, MİSİNİZ
Yorumlar
Diğer Yazılar
Sosyal ÇED: Çevresel ve Sosyal Etki Değerlendirme: ÇSED
MSG: Yedikçe yersin, tüketince tükenirsin!
NÜKLEER STRATEJİ!
TERMİK SANTRAL İTİRAZI - 1
"HER FABRİKA BİR KALEDİR!"
NE İÇİYOR BUNLAR?!
SANTRAL LİSTESİ 2
İSTİKLÂL MADALYASI
BİZ KARARLIYIZ!
MEDENİYETLER ÇATIŞMAZ!
ÖLÜM BACALARI İSTEMİYORUZ!
ÇEVRECİLER HERŞEYE KARŞI!
AĞALARIN SANAYİ İLE TANIŞMASI - 1
KELEBEK ETKİSİ
İNOVASYON, AR/GE FİLAN...
ÇORLU’YA KOCAMAN BİR İMZA!
ALLA BENİ, PULLA(MA) BENİ!
HIZLI TREN YERİNE KÖMÜR TRENİ!
PARK OLSUN
YÖNETEMEMENİN TÜRKÇESİ!
KÜLTÜR ASİMİLASYONU
KENTSEL OBEZİTE! (1)
DEKOVİL-2: DOĞA KATLİAMINA DEVAM
DEKOVİL!
"O ZAMAN GAZ LAMBASI YAK!"
TRAKYA BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL!
ŞAFAK HAREKATI
ÇORLU TARİHİYLE YÜZLEŞİYOR!
ELİNİ SALLASAN DANIŞMANA ÇARPIYOR!
"ÇEVRECİLER HER ŞEYE KARŞI!"
OCAĞIMIZA, KUM OCAĞI...
OKUL SEZONU AÇILDI!
BUYUR BUR'DAN YAK!
YÖNETEMEMENİN TÜRKÇESİ!
UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
BAZ İSTASYON!
YUVARLANIP GİDİYORUZ!
KİMLİK BİLGİLERİ ÇALINDI DA NE OLDU?
KÖMÜRDEN KURTUL, GELECEĞİ KURTAR
İNSANSIZ OTOBÜS!
KAÇ ŞAFAK GEÇTİ?
ZEHİRLE KALKINMA!
KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRALLERİN FAYDALARI
MERALARIN BAŞI BELADA!
Sevgiler gününde bir TEKTAŞ alın!
ONLAR KAĞIT TOPLAMIYOR! DOĞA SAVAŞÇISI!
OLAĞAN ŞÜPHELİLER İLE SIRADAN İŞLERİN ÖLÜMCÜL SONUÇLARI
NOEL BABA VE KIRKHARAMİLER
ASLINDA, HERKES, HER ŞEYİN FARKINDA!
HALKIN PARASIYDI, KAMUNUN YARASI OLDU
GÜZEL BİR GELECEK BEKLİYOR!
İHANET VE YÖNETEMEME MESELESİ
KÜRESEL BELA: NÜKLEER
78 YILDIR YOKSUN AMA...
EKİP ÇALIŞMASI VE LİDERLİK
ERGENE DEVLET HASTANESİ
TERÖRE DE, LANETLEMEYENE DE LANET OLSUN!
ASIL HEDEF: LONGOZ ORMANI
SOSYAL MEDYA GÜDÜMLÜ MÜ
FOSİL ASLINDA İSRAFTIR
DERDİMİZ ALTI SANİYE OLSUN
AR/GE VE İNOVASYON TOPLUMU!
İNANMAK yahut BİLMEK! İşte, bütün mesele bu...
CEHALET YANILGISI
FIKRA DEĞİL GERÇEK!
HEP ÇEVRE HEP ÇEVRE OLMAZ!
KATLİAM MODA OLDU!
KÖMÜRE VE TERMİĞE İTİRAZIMIZ VAR!
YA KÖMÜR, YA TARIM VE İNSAN?!
TRAKYA'DA KATLİAM PLANI MI YAPIYORLAR?!
KÖMÜRLÜ SANTRAL ÖLDÜRMEZ,SÜRÜNDÜRÜR
EĞİTİM,ÖRGÜT ve KÜLTÜR
ERKEN SEÇİM
GDO'DA YANLIŞ POLİTİKALAR
MAYIS GELDİ, GEÇİYOR
ATIK - KARA PARA İLİŞKİSİ!
TRAKYA, DUR DİYOR!
TAKSİM'İN KANLI TARİHİ
GERİCİ AYAKLANMASI
TAM 25 YIL GEÇMİŞ
VAY ARKADAŞ! AB'Yİ BİLE DOLANDIRMIŞIZ!
YAĞMA TALAN! HER ŞEY YALAN!
TEMSİL ETMEK
OMURGA SORUNU VAR !
ADAYLARA AÇIK ÇAĞRI !
KENTLEŞMEK KALABALIKLAŞMAK DEĞİLDİR
HARAMİLER VE KANSER
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 3
TRAKYA KANSER 'CUMHURİYET'İ
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 2
ÇEVRESEL VE SOSYAL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ - 1
ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME RAPORU NEYİ KORUR?
TARIM - KENTLEŞME VE TRAFİK
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE ÖRGÜTLENME KÜLTÜRÜ!
MEDENİYETLER ÇATIŞMAZ !
AMA HANGİ HUNTINGTON ?
DÜZENİN MİMARLARI BUNLAR!
EKOLOJİ - EKONOMİ - RANT !
KENTİ'Nİ KANDIRMAK!...
TERMİK SANTRALLER NASIL ÖLDÜRÜR
MERA KÖYLÜ DEMEK; KÖYLÜ HAYAT DEMEK
MERALAR : köprüden önceki son çıkış!
MERALAR İÇİN 1 KASIM'DA LÜLEBURGAZ'A
BAŞARININ SIRRI
HA EBOLA, HA IŞİD
TRAKYA GELECEĞİNİ SATIYOR ?
ERGENE ÖLÜM FESTİVALİNE Mİ HAZIRLANIYOR ?
İnsanın Psiko - mekaniği
ESKİ BAYRAMLAR
Sağlık değerlidir !
BU AY HIRSIZLARIN AVUÇLARI KAŞINIR !
KIRKBEŞLİK
ÖKÜZÜN ALTINDA NE ARANIR ? ( 2 )
İHMAL DEĞİL CİNAYET!
ÇÖPEÇEVRE KUŞATILDIK !
TAKSİM’İN AYAKLANMA TARİHİ (2)
TAKSİMİ'İN AYAKLANMA TARİHİ ( 1 )
OKUMAK NEDEN GEREKLİDİR ?
KURBANLIK KEÇİ
KİFAYETSİZLEŞME
KENTSEL DÖNÜŞÜM
YAKINDA HUKUKA DA GEREK KALMAYACAK !
KATALİZÖR
NAMUSLU / NAMUSSUZ ...
AT GÖZLÜĞÜ
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv
Haber Yazılımı